13 Mart 2012 Salı

Burçlara göre en hassas organlarımız farklıymış


Astrolojinin sagligimizla yakindan iliskisi vardir.
Burclar, gezegenler ve evler belli organlari temsil eder.
Herkesin ozel yildiz haritasi, kisinin saglik ve hastalik
durumlari hakkinda bilgi verir.
Burclarimiz vucudumuzdaki hassas organlarimizi gosterir.
Gezegenlerin dustugu evler, burclar ve aralarinda
olusan acilar ne tur hastaliklara istidatli oldugumuzu belirler.
Her burc zit burcunun temsil ettigi organlar acisindan hassastir.


Bu konuda kesin karar vermek kolay degildir.
Burclara bakip da; Ben bu hastaliklara yakalanirim!..
demek yanlistir.
Burca dusen bir gezegenin durumu cok onemlidir.
Burclarla, diger gezegenlerle, 1 ve 6. evlerde yaptigi aclilar
cok iyi degerlendiriilmelidir.
Sert acilar hastaliklara sebep olurken,
yumusak acilar genellikle fazla sorun getirmez.

Ayrica dogumdan evvel anne karninda iken
alinan Gunes ve Ay tutulum etkileri,
hastaliklarin altinda ne gibi sebepler yattiginin
aciklanmasi yonunden enteresandir. ..




KOC BURCU
Bas bolgesi hassastir. Bas agrisi, ates yukselmesi ,
migren, yuz nevraljisine sik rastlanir.
Bas, kafatasi, sah damari, yuzle ilgili sorunlar,
beyin iltihabi, adele rahatsizliklari , ileri yaslarda
yuksek tansiyon gorulebilir.
Asiri heyecen ve telas beyni zorlar.

Aceleci, ani ve atak olus yuzunden kazalara aciktir.
Kanamaya istidatlidir.
Adrenalin bezi fazla calisir.

Terazi burcundan gelen zit etki bobrek ve bel
bolgesinde de hassasiyet verir.

Koclar genelde sik hastalanmazlar,
bunyeleri oldukca saglamdir.
Zaten yataga bagli kalmak hic mi hic hoslarina gitmez.
Henuz tam iyilesmeden ayaga kalkarlar.
Her konuda oldugu gibi tedavi icinde
kendi kafasina gore hareket ederler.




BOGA BURCU
Bogaz, boyun ve ense bolgesi hassastir.
Troid bezi, yutak, ses telleri, bademcikler,
kulaklarla ilgili saglik sorunlari sik gorulur.
Kilo almaya istidatlidir.
Kilo ile ilgili, diyabetik rahatsizliklar, tansiyon, astim,
soguk alginligi, anjin, hassas organlarla ilgili
iltihaplanmalar olabilir.
Asiri yemek vucudun hastaliklara karsi savunma
sistemini bozabilir.
Akrep burcundan gelen zit etki ile cinsel organlar,
salgi bezleri, bosaltim sistemi de hassas olabilir.
Erkeklerde prostat, kadinlarda yumurtalik ve rahim
hastaliklari gorulebilir.

Bogalar genel olarak kuvvetli bir bunyeye sahiptirler.
Kendilerini daima genc hissderler.
Yaslanmayi kabul etmezler.
Acik havayi, gezmeyi ve yurumeyi sevdikleri icin
sagliklari genellikle iyi olur.



İKİZLER BURCU
Sinir sistemleri pek guclu degildir.
Ayrica omuzlar, kollar ve eller hassastir.
Koprucuk kemigi kiriklari, omuz ve kol agrilari olur,
parmaklarla ilgili sorunlar, sinirsel rahatsizliklar gorulebilir.
Kekemelik, konusma ile ilgili problemlere rastlanabilir.

Sindirim sistemleri cok calisir.
Bu yuzden kilo almalari zordur.
Fazla merak sinir sistemini yorar.
Vucud direnci azalir, yorgunluk, uykusuzluk gorulur.

Yay burcundan gelen zit etki ile kalca ve bacakla ilgili
siyatik agrilari, romatizma, karaciger hassasiyeti,
allerjiler gorulebilir.

İkizler insani dinlenmeyi pek bilmedigi icin
asiri yorgunluklar yasar.
Genelde zayif bunyelidirler.
Yerinde durmayi beceremeyen ikizlerin hastaligi
kendine sorun olur...
Uykuya ve dinlenmeye zaman ayirmalidirlar. ..



YENGEC BURCU
Gogus kafesi, memeler ve mide en hassas bolgeleridir.
Gastrit, ulser , 12 parmak bagirsagi, pankreas,
bagrisak iltihaplari gorulebilir.
Hazimsizlik sorunlari olur.
İleri yaslarda kilo sorunlari yasanabilir.

Duygulardaki ani degisikler,
duygusal hassasiyet mideyi etkiler.
Usutme gaza neden olur. Hava degisikliklerinden
cabuk etkilenirler.
Lodos hava, asiri bas agrisi yapar.

Sut bezleri iyi calisir. Memelerle ilgili rahatsizliklar,
kadin ureme sistemi bozukluklari gorulebilir.
Gunes isinlarina karsi hassasiyet vardir.
Vucut enerjisini yitirir yorgunluk olur.

Oglak burcundan gelen zit etki ile iskelet sistemi,
dizler ve deri hassasiyeti olur.

Yengeclerin bunyeleri kuvvetli degildir.
Aci, agri, rahatsizliklara dayaniksiz olur.,
hastaligini cok buyutur., endise ve evham yuzunden
ufak bir seyi abartabilirler.
Bakimi zor bir hasta olurlar.



ASLAN BURCU
Kalp ve sirt bolgeleri hassastir.
Kalp rahatsizliklari , kalp romatizmasi, carpinti gorulur.
Kalp krizi riskleri oldukca fazladir.
Dengeli bir yasam, asiri yorulmamak ve uzulmemek
saglikli kalmalari icin cok onemlidir.
İleri yaslarda kilo sorunlari olur ki bu kalp krizi riskini artirir.

Sirt, adele agrilari, omurga ve bel kemigi
rahasizliklari olabilir.
Moral bozuklugu saglik direncini azaltir.
Mikrobik hastaliklara istidat artar, ates yukselir.

Kendilerine guvenmeleri ve etrafin begenisini kazanma
cabalari yuzunden cesurca davranislari
kazaya ugramalarina, kiriklara sebeb olabilir.

Kova burcundan zit etki ile dolasim sistemi rahatsizliklari ,
bacak agrilari, bacagin alt kisminda hassasiyet gorulebilir.

Aslanlarin bunyeleri genellikle guclu olur.
Hastalandiklari zaman asiri ilgi isterler.
Rol yaparak durumlarini dramatik hale sokarlar.
Guclu bunyeleri sayesinde cabuk ayaga kalkarlar.
Hastaliklara karsi cok dayaniklidirlar.



BASAK BURCU
Sindirim ve merkezi sinir sistemleri hassastir.
Psikomatik hastaliklar gorulur. Hastalik hastasi olabilirler.
Asiri titizlikten dolayi sinirsel kokenli yaralar,
tirnak iltihaplanmasi , cibanlar gibi cesitli rahatsizliklara
yakalanmalari mumkundur.

Bagirsak sorunlari, kolit, karin zari iltihabi,
ayaklari usutunce mide yanmasi, hazimsizlik, gaz rahatsizliklari olur.

Evhamli oluslari ulsere neden olabilir, karasevda hastaligina da
tutulmalari mumkundur.

Balik burcundan aldiklari zit etkiler sonucu
ayaklari oldukca hassas olur..

Basaklarin bunyesi kuvvetli degildir
fakat saglik kurallarina, temizlik ve beslenmelerine
dikkat ettikleri icin saglikli olurlar.
Hastalik konusunda asiri titizlenmmeleri kendilerini
sik sik hasta sanmalarina neden olur.
Tedaviye, ilaclara cok itina ederler.
Baskalarina da ogut verebilir.



TERAZİ BURCU
Bobrekler ve bel bolgesi en hassas kisimlardir.
Sirtin alt tarafinda adale, kemik ve sinir uclari agrilari olur.
Yorgunluk, agir yuk tasimak belde agri yapar.
Siyatik ve bel fitigina yol acabilir.

Nefrit, lumbago, soguk alginligi, bulasici hastaliklara karsi
direncleri azdir.
Sismanlamamak icin sik sik yapilan rejimler sagliklarini bozar.

Zit burc olan koctan gelen sert etkilerle bas bolgesi,
gozler hassas olur.
Gorme bozukluklari, gozde cesitli rahatsizliklar,
kizarma, kanlanmma , sisme gibi durumlar olabilir.

Terazilerin canlari cok tatlidir. Zor bir hasta olurlar
Asiri ilgi ve sevgi gormek , naz yapmak isterler.
Aksi halde huysuz olurlar.



AKREP BURCU
Ureme ve genital organlari hassas olur.
Kasik agrilari , mesane, idrar yollari, genital organlarla
ilgili rahatsizliklar gorulmesi mumkundur.

Erkekte prostat, kadinda rahim ve yumurtalik rahatsizliklari
olabilir. Kalin bagirsak sorunlari, iltihaplanma, polip,
fitik, basur, cinsel salgi bezleri, ureme organlari hastaliklarina
istidat vardir.
Asiri hirsli oluslari sinir gerilimlerine yol acar.
Sinir ve asabiyet gorulebilir.

Boga burcundan aldiklari zit etki ile bogaz,
koku ve tad alma organlari da hassas olur.

Burclar icinde en guclu bunyeye sahip olanidir.
iradeleri ile hastaliklarla savasirlar.
Tedavi icin gerekli her seyi yapmaktan cekinmezler.
Cabuk iyilesirler.

Aslinda kan ve igneden cok korkarlar.
Ama acimasizca korkularinin uzerine gidebilirler.
Zayif ve caresiz gorunmekten nefret ederler.



YAY BURCU
Karacigerleri ve bacaklarin ust kisimlari hassastir.
Kalcalar ve uyluk bolgesi ile ilgili kilo sorunlari olur.

Romatizma, siyatik, gut, kuyruk sokumu agrilari cekebilirler.
Dislerle ugrasmalari gerekebilir.
Dis eti rahatsizliklari , kemik erimesi gorulebilir.

Karaciger hassasiyetinden kaynaklanan allerjiler,
kansizlik, zafiyet olabilir.
El ve ayaklar soguk olur.

İkizler burcundan aldiklari zit etki ile sinir sistemleri zayiftir.
Sinirsel kokenli rahatsizliklar gecirebilirler.
Cigerler ve bronslar da hassastir.

Bunyeleri guclu degildir.
Kucuk hastaliklari bile onemli gibi abartabilirler.
Ama iyimser oluslari sayesinde kendilerini birakmazlar.
Hasta olduklari zaman bile hareketliliklerini Kaybetmezler.
Her zaman kullanabilecekleri bir enerjileri vardir.



OGLAK BURCU
Vucutlarinin hassas kisimlari kemikler ve deridir.
İskelet sistemi, disler, eklemler, diz kapagi ve cesitli ortopedik
sorunlari olabilir. Romatizma agrilari cekebilirler.

Deri hastaliklari, egzama, ciban, sivilce gorulebilir.
Asiri sabir mide rahatsizliklari na yol acar.
Mide asiti cok salgilanir.

Yengec burcundan gelen zit etki
mide ve sindirim sistemlerinin hassasiyetine sebeb olur.

Agir kanli, sakin oluslari sinir sistemlerinin
saglam olmasini saglar.
Acilara cok dayaniklidirlar.
Baskalarinin hemen sikayet ettikleri agrilara
onlar gunlerce dayanirlar.
Kimseye belli etmezler.

Kendilerine dikkat ederler.
Hemen doktor ve ilaca sarilmazlar.
Gerektigi zaman da tedaviyi disiplinli bir sekilde uygularlar.
Etrafini rahatsiz etmeyen bir hasta olurlar.



KOVA BURCU
Adeleleri ve dolasim sistemleri hassastir.
Kan dolasimi kan serumu ile ilgili sorunlar olur.
Zehirlenme, yuksek ates, kramplar, bacak damarlarinda
varis gorulebilir.

Adele agrilari, baldir, bilek, topuk kisimlari rahatsiz olabilir.
Bilek burkulmalari olur. Dislerde sorunlar cikabilir.

Aslan burcundan aldiklari zit etki ile
kalpleri ve omurgalari hassas olur.

Kovalar genellikle kendilerine iyi bakarlar.
Sagli k konularina akillica yaklasir,
tibbi gelismeyi takip ederek saglikli kalmayi basarabilirler.

idealleri, umut ve hedefleri dus kirikligina ugrarlarsa
sagliklari bozulabilir.
Ama akilci yoldan kendilerine yeni bir yon cizerek cabuk toparlanirlar.



BALİK BURCU
Ayaklari ve sinir sistemleri oldukca hassastir.
Psikomatik rahatsizliklara istidatlari coktur.
Karamsar ve agresif olduklari zamanlarda icki, ilac, uyusturucu gibi
maddelere meyl ederler.
Fazla yemek yuzunden kilo sorunlari olur.

Ayaklarini iyi korumali, dar ayakkabilar giymemeli ve
usutmemelidirler.
Gut, nasir, tirnak iltihaplari, taban, ayak defarmasyonu gibi
sorunlari olabilir.

Vucutlari su tutmaga cok musaittir.
Sulu seylerden zehirlenme gorulebilir.
Mikrobik haastaliklara direncleri azdir.
Cabuk usutebilir, mikrop kapabilirler.
Lenf sistemleri de zayiftir.

Basak burcundan gelen zit etki ile bagirsaklari ve
sindirim sistemleri de hassas olur.

Hasta olunca guvenlerini kaybeder, evhamli olurlar.
Bu yuzden gecimsiz davranabilirler. Her seyden bir mâna cikarir,
hayal guclerini olumsuz yonde calistirarak kendilerini mutsuz ederler.

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

11 Mart 2012 Pazar

Uğursuz Sayı: 13!


13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14′tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13′ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

1 Mart 2012 Perşembe

illuminati

İlluminati, Yeni Dünya Düzeni getirmek için bilinen bir gizli örgüt. Okült ve seviyor olanların ilgi büyük olasılıkla İlluminati ile ilgili epey bir tartışma vardır. Eğer onlardan biri değilseniz, o zaman siz de grup buldukları ve şüpheli şeylerden bir sürü satır aralarını okuyarak İlluminati hakkında olabildiğince fazla bilgi almak için çalışan insanlar katılabilir ile bir ilgisi yoktur grup dedi. ilk sırada yer İlluminati ilgilenen kişiler bir yeri nerede vardır? Illuminati, gizemini tarafından örtülmüştür bir grup. Onlar şeytan ve hoşlandığı ibadet etmek için söylenir. Bu grup kontrol içine bir sürü insan çizer. İlluminati çevreleyen gizem sadece biridir bunları ve daha fazlasını kolayca pike kimsenin dikkatini. Şimdi, sizin Illuminati'nin gibi bir grup ilgilenen özellikle onlar hakkında daha fazla bilgi bulmak için bilmek isteyebilirsiniz. oldukça sitelerdeki videoları bir sürü vardır akışı bunları size, İlluminati bir sürü bulabilirsiniz. Ayrıca genelde Yeni Dünya Düzeni hakkında bilgi içerir. Bu videolar ilk dışarı sizin için ürkütücü olabilir ama iyi bir grup, Illuminati hakkında bilgi kaynağı olabilir. Bu size o insanların içinde yaşıyor ama bu size bir grup İlluminati gibi kadar mümkün olduğunca dışarı bulmak için çalışıyor olan, o gider bu dünya ya da gerçeklik ile paralellik nasıl görmek için nasıl biraz korkutucu bulunuyor. fazla bir şey yok bazı düzenli sitelerine bakarsanız İlluminati bulabilirsiniz. Ama gerçekten onlar hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, terim veya çeşitli arama motorları ve seviyor kullanarak online grup, Illuminati, adını arama deneyebilirsiniz. İlluminati tartışmak çevrimiçi bir sürü siteler bulmak mümkün olmalıdır. Illuminati Forum hatta online mevcuttur. Onlar hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız bu çıkışı kontrol edebilirsiniz. Bu gruptaki bazı kişiler ve seviyor bu forumların üyeleri biliyor olabilir. Veya bir tanıdık veya kaçak İlluminati üyeleri iki olabilir başkalarının bilen bazı insanlar karşı karşıya gelebilir. Illuminati hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz, meşru kaynakları bulmaya az gayretli olmak zorunda. Onları keşfetmek bu siteler, İlluminati ve tüm bu grup hakkında çok şey bilmiyor olabilir seviyor olabilir. Çok online yapmak istiyorsanız kesinlikle Illuminati hakkında daha fazla bilgi kazabilir. Bunu yaparsanız sadece dikkatli bir kelime, İlluminati bazı gerçekten korkutucu bilgiler bulabilirsiniz. Illuminati ya da bütün bu şeyler hakkında şunları söyledi inanmak istiyorum eğer size kalmış. İlluminati Nedir? İlluminati, 1776 yılında Adam Weishaupt ve Baron von Knigge önderliğinde kurulmuş bir gizli örgüttür. Örgütün amacı dünya dinlerinin yokedilmesi ve tüm dünyanın oluşturulan tek devlet ve tek din altında birleştirilmesidir. Örgütün aslında filmlere anlatılanın dışında din inkarcısı değil aslında dinleri kabul eden ama istemeyen bir yapısı olduğu bilinmektedir. Bu örgüt kabala ve siyonizm öğretilerine bağlı bir şekilde yürütülmektedir. İlluminatinin kelime anlamı " Aydınlanmış olanlar" dır. Tanrı inançları vardır. Kendilerine tanrı olarak "lucifer" ı yani şeytanı görmektedirler. Ve emin olun ki tamamen acımasızdırlar. Şimdi gelelim sizin ve benim büyüdüğümüz yalanların yokedilişine. 1- Bu örgütün dünyayı yönetmesi bir iddia değil tamamen gerçektir. 2- Bu örgütün en büyük silahı Hollywooddur. ( o konuyada ileride değineceğim. ) 3- Bu örgüt masonluk ve siyonizm ile içiçedir. 4- Bu kadar büyük bir örgüt deşifre edilebilir mi demeyin çünkü ne kadar büyünülürse o kadar görmesi kolay olacaktır. Tabi ki düşünene ;) Bu örgütün temel amacı günümüz İsrailinde kudüs başkentli bir dünya devleti kurmaktır. Tüm dünyayı bu devlet ekseriyetinde yönetmek istiyorlar. Tek dünya devleti. 1 doların arkasında sol köşede ki üçgene bakın. "Novus Ordo Seclorum" yazmaktadır. Latince bir kelimedir. Türkçesi yeni seküler dünya düzenidir. Seküler ise laiklik çok daha koyu bir modu olup dinin yok gibi kabul edilmesidir. 1 dolarında arkasındada rahatlıkla görebileceğiniz gibi Amerika Birleşik devleti tamamen bu adamların elinde. Gerek başbakanları gerek meclisleri gerek parlementoları hepsi. Ki bence en önemlisi olan merkez bankaları bu adamlar tarafından kurulmuş bulunmakta.
Illuminati, Dünya Komplosu ile _313_
Mason İlluminati Filmleri ve Müzikleri Ortaya Çıkarılıyor 6 - Komik Videolar

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

8 Aralık 2011 Perşembe

Enistein'in Beynindeki Sır!

Tarihin en ilginç hırsızlığı belki de 18 Nisan 1955 yılında patolog Thomas Harveytarafından Princeton Üniversitesi'nde gerçekleştirilmişti. Harvey o gün otopsi laboratuvarına getirilen bir ölünün beynini çalmıştı. Ama o sıradan bir insanın beyni değildi. Bir buçuk kilo ağırlığındaki sinir dokusu dünyaca ünlü bir dâhiye aitti:

 
 Albert Einstein.86 yaşındaki patolog bu mükemmel zekânın anahtarını bir et parçasında bulabileceğine inanmıştı bir kez. Ne ilginçtir ki bu batıl inanç, bilime damgasını vuran 20. yy'ın son günlerinde bile canlılığını korumaya devam etti. Daha geçen ağustos ayında gazetelerin baş sayfalarında, nöroanatomik incelemeler sayesinde Einstein'ın beynindeki sırrın çözüldüğü haberi, dört sütuna manşet olarak veriliyordu.
 
 Bu müthiş zekâ en ince ayrıntısına kadar incelenirken, boşluklarla dolu özgeçmiş de didik didik edilmişti. Einstein kişiselleşmiş bilime inanıyordu. İnsan kişiyi kavradıktan sonra bilimin varlığını anlayabiliyordu.
 Peki ama, her şeyin üstüne çıkan bu mitos başka nasıl açıklanabilirdi ki? Bir efsane doğuyor... 
 
Albert Einstein 7 Kasım 1919 günü Berlin'deki evinde hayatının dönüm noktası sayılacak bir buluşla uyandı. Time, bu buluştan "Bilimde büyük devrim" diye söz ediyor ve insan zekâsının önemli bir açıklaması olmasa bile en önemlilerinden biri olarak okurlarına sunuyordu:
 
 Einstein'ın genel bağıllılık teorisi bilimsel olarak kanıtlanmıştı! Ve üç gün sonra New York Times dergisinde ikinci bir haber:
 "Einstein'ın teorisi Başarılı." O zamana kadar bu bilim adamı ve eserleriyle hiç ilgilenmemiş olan büyük bir kitle bile, bu heyecanlı haberlerden pek bir şey anlamasa da ilgisiz de kalmamıştı.
 
 Einstein buluşuyla ilgili haberin coşkuyla karşılanmasını şöyle değerlendirmişti: "Gizemin rengini ve çekiciliğini taşımakta." Ne var ki bu büyük olay Alman basınında pek önemli bir yer kaplamayacaktı. Ancak bir ay sonra 14 Aralık günü Berliner Illustrirte Zeitung gazetesinde, altında "Dünya tarihinin yeni düşünürü" açıklaması bulunan, düşünen bir Einstein portresi yayımlandı. Einstein bundan sonra 20. yy'ın diğer önemli bir gücüyle daha tanışacaktı. Bilim adamını kısa sürede keşfeden medya onu kültleştirerek adeta evrensel bilimin bir pop yıldızı haline getirdi. Ve Albert Einstein 7 Kasım Cuma günü yeniden doğmuştu. O artık tüm devirlerin efsanesi, mitosu, idolü ve ikonu olarak yaşamaya devam edecekti. Einstein bir insanın sahip olabileceği prestije üstün Başarısı ve etkileyici kişiliği sayesinde kavuştu.
 
 1919 yılından itibaren yaşadıklarıyla ama özellikle de fizik alanında büyük yankılar uyandıran ve bugüne değin geçerliliğini koruyan dünya görüşüyle geniş bir kitleyi etkisi altına aldı. Kopernik, Darwin ve Freudgibi bilginlerin tarih boyunca insanlığa sundukları teoriler, taşınması güç bilgiler olarak algılanırken Einstein bilim yoluyla adeta bir teselli kaynağı yarattı. Kopernik dünyanın aslında evrenin merkezinde olmadığını, Darwin de onların Tanrı tarafından yaratılmadığını öne sürerken, o zamana kadarki inançları alt üst etmişlerdi. Darwin'in etkisinde kalan Freudise Tanrı'yla ilgili bilinmezleri "Ben" teorisiyle açıklama cesaretini göstererek, insanların o güne kadar taşıdıkları düşünceleri çıkmaza sürüklemişti. İşte Einstein tüm bunlara rağmen gerçekte insanoğlunun ne kadar mükemmel bir varlık olduğunu ve yalnızca düşünme yoluyla evrenin derinliklerindeki gizlere ulaşılabileceğini göstermişti. Einstein kendisine otorite sağlayan büyük Başarısını, hümaniter ve politik amaçlarda kullanabileceğini de kavradı. Ve böylece bilginin ağzından çıkan her söz büyük yankılar uyandırmaya başlamıştı. Tüm basın kuruluşlarına egemen davranışları sayesinde adeta bilimsel bir "marka" haline geldi. Einstein "markası", dağınık profesörün barışa yönelik cesur savaşları, insan hakları, silahsızlanma ve dünya yönetimiyle bağdaşmaktaydı.
 
 Ve Einstein hayatının gün batımında dünyaya ve geleceğe doğru dilini çıkardığında aslında kendi kişiliğini çizerek insanlığın mecaza dönüşmesini haber vermekteydi:
 
 Tabuları yıkan, Galile ve Gandhi'nin karakteristik özelliklerini kendi kişiliğiyle birleştiren bu bilgin, sanatçının özgürlüğünü (Dali)filozofun gücüyle (Diogenes)harmanlayarak mükemmel bir sentez yaratmıştı. Fakat fotoğraf aynı zamanda, onun naifliğini ve büyüklüğünü örtemeyen bir ifadeyi de yansıtmakta:
 
 Hiroşima ve Nagasaki'ye atılan atom bombaları, yıldızına bir gölge düşürmüştü. Yüzyılın beyni Einstein vasiyetinde yalnızca eserlerini, fikirlerini ve dünya görüşünü miras bırakırken ölümcül olan bedeninin yakılmasını, küllerinin de bilinmeyen bir yere gömülmesini istemişti. Tanrıların mezarı yoktu ve o zaten başlı başına bir abideydi. Ne var ki vasiyetini yazarken beynini 240 doku parçasına ayırarak saklamayı başaran patolog Thomas Harvey'i hesaba katmamıştı. Harvey, olayı bir süre gizlemeyi başardıysa da sonunda hırsızlığını açıklamak zorunda kaldı: Einstein'ın oğlu Hans Albert sözde sadece araştırma amacıyla kullanılmak şartıyla, babasının beyninin alınmasına razı olmuştu.
 
 Harvey, Princeton Üniversitesi'ndeki işini kaybettikten sonra elindeki değerli malzemeyi emin ellere teslim etmek için büyük bir çaba harcadı. Ne var ki, büyük sansasyonlarla duyurulan araştırma sonuçları hiçbir beyin uzmanı tarafından desteklenmedi. En saygın Einstein araştırmacılarından biri olarak kabul edilen Jürgen Renn, beyin dokusunda zekâ kalıntılarını arayan primitif inancı "Fetişizm" olarak açıklıyor.
 
 "Einstein'ı bilimsel gelişme içinde anlamaya çalışmalıyız" diyor Renn, Berlin Max Planck Enstitüsü Bilim Tarihi Bölümü Başkanı. Renn, Einstein'ın yaratıcılığı çerçevesinde, bugüne kadar uzanan kayıtlar görmekte:
 
 Filozof sınırlı bir alanda uzmanlaşma ve erken teşhis yerine, geniş bakış açısına felsefi bir derinlik kazandıran bir barış örneği sergilemişti.
 
 Filozofun ilk çocukluk döneminde, kariyeriyle ilgili tohumlara pek rastlanmaz. Örneğin, Einstein'ın köşeli bir kafası olduğunu, geç konuştuğunu, kötü bir öğrenci olduğunu söylemek neyi gösterir? Ama onun henüz 12 yaşındayken bir geometri kitabı dolusu problemi büyük bir hızla tek başına çözebilmesi ve 13 yaşındaImmanuel Kant'ın "Kritik der reinen Vernunft" (Salt Aklın Eleştirisi) adlı eserini okuması şaşılacak bir durumdu. Ve 17 yaşındayken kendi çabalarıyla öğrendiği yüksek matematik ve teorik fizik temellerini kavraması, onun yüksek zekâsını açıkça ortaya koyuyor.
 
 Öğrencilik döneminde okumuş olduğu Aoran Bernstein'ın doğa bilimleriyle ilgili tüm kitapları, bilime anlaşılır bir bakış açısı sağladığı gibi fizik dünyasındaki iddialarını ifade etme yetisini de kazandırmıştı. Bernstein'ın eserlerinde, filozofların düşüncelerinde önemli bir yer edinen bir sözcükten de söz edilir: Spekülasyon. Onu düşünür olarak eşsiz kılan ve kısmen de Başarıya götüren şeyler zaman zamanmaceracı bir zihinaraştırmasına da dönüşmeliydi.
 
 Einstein beynini kurcaladığı zamanlar spekülatif düşüncelerle aradığının peşine düşüyordu:
 "Işığın peşinden koşmak nasıl olurdu" veya "Işığın üzerine binebilseydim" gibi hipotetik düşünceleri, Einstein kendisine daha öğrencilik dönemlerinde sorabilmişti. Bu soruların kaynağı Kuşkusuz Bernstein'ın eserlerinde aranmalıydı. Soruların cevabı ise "sınırlı bağıllılık -rölativite- teorisi" idi. Boşluğa atılan adım Einstein dünyaya geldiğinde evler mum ışığı, sokaklar da henüz gaz lambalarıyla aydınlatılmaktaydı.
 
 Genç fizikçi bundan bir çeyrek yüzyıl sonra parladığında ise endüstrileşmiş dünya da elektrik enerjisiyle ışıldıyordu. İnanılmaz bir hızla gelişen köklü bir teknolojik devrim olmaksızın Einstein'ın Başarısı açıklanamazdı. Genç filozof aydınlanma mucizesini bile ilk elden yaşamıştı. Babası Hermann,kardeşiJakob'un "Elektrotechnischen Fabrik J. Einstein" fabrikasının hissedarıydı. Einstein'ın dâhiyane fikirleri daha 1886 yılında elektrik enerjisine yansımıştı. Ve fabrika daha sonraları sokakları da aydınlatacaktı.
 
 O tarihlerde Isaac Newton'un 200 yıldır monopol haline gelen fizik teorisine karşı yeni bir rakip doğmuştu. Hemşerisi James Clerk Maxwell,elektromanyetizma teorisiyle "alanlar" ile ilgili bir sistem yaratmıştı. Belki de dünya sonunda tümüyle dalgalar ve alanlarla açıklanabilecekti. Yoksa iki bölge birbirinden bağımsız olarak gelişen iki farklı tarihin bir bütününü mü temsil ediyordu? Einstein tek tarafın zafere ulaşması yerine birleşmeden yana tavır almayı yeğlemişti. Bu karar onu ilk mesleki Başarısızlıklara sürüklemiş olsa da daha sonraki bilimsel Başarılarında büyük katkıları olduğu Kuşkusuz. Fizik eğitiminden sonra Zürich'te asistan olarak çalışmayı umut ederken, 1900 yazında diplomasını aldıktan sonra geçici öğretmenlik görevine başladı.
 
 Einstein "ikinci uzmanlık eğitimini" Bern'deki federal patent dairesinde 1909 yılında tamamladı. Buradaki görevinden arta kalan zamanlarında çağdaş fizikte ortaya atılmaya başlanan büyük problemler üzerinde düşünme fırsatını bulmuştu. Hatta daha çok elektroteknik buluşlar üzerine çalışan patent dairesi, onu uzmanlığa öylesine çok yaklaştırdı ki bunu üniversite çevresinde bile daha zor elde edebilirdi. Einstein da diğerleri gibi önce, nispetsizliği, mevcut fizik kurallarıyla çözmeye çalıştı. Ama ışık hızı, daha o zamanlar bile o günlerdeki bilimsel çerçeve içine oturtulmak istenmemekteydi
 
. Ve bu sırada Berlinli profesör Max Planck,tüm doğa bilimlerini altüst eden devrimsel bir kanunu ortaya attı: Natura non facit saltus - Doğa atılım yapmıyor. Planck'ın, araştırmalarının temeline dayanarak, elektrik ampullerinin standartlaştırılması üzerinde bulduğu bir formül aynı zamanda ışıma enerjisini de açıklamaktaydı. Fakat bununla klasik fizikte bir devrim yaratacağına inanmamıştı.
 
 Bunu ancak Einstein idrak edebilecekti. Planck içinde bulunduğu durumu şu şekilde açıklamıştı: "Fizikteki bu teorik buluşu deneyimlere aktarma çabalarım bir türlü sonuç vermiyor, bulunduğum yer benim sağlam bir zemin gösterme fırsatını beklemeden ayağımın altından kayıp gidiyordu." İşte onun boşluğa atmak zorunda kaldığı adım, Einstein'ı diğerlerinin önüne geçirecekti.
 
 O zamanki fizik işaretlerinde birbirine bağlı olmayan alanlardaki yaygın şüpheciliğe karşı atomların gerçek varlığını Planck'ın kuantum problemlerini çözerek görebilmişti Einstein.
 
 1905 yılında ışığın belli şartlar altında bir birikimin parçacıkları gibi hareket ettiğini formüle eden dâhi, böylece 1921 yılında kendisine Nobel ödülü de getiren bu çalışmayla, Max Planck tarafından yıllarca büyük bir mukavemetle hesaplanan ve modern fizikte görelilik teorisinden sonra ikinci büyük teori yapıtı sayılan kuantum teorisini bulmuş oldu.

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

ATATÜRK'ÜN İLK MECLİS KONUŞMASI

ATATÜRKÜN İLK MECLİS KONUŞMASI:

Saygıdeğer arkadaşlar, dünya çapında önemli ve olağanüstü olaylar karşısında, saygıdeğer milletimizin gerçek uyanıklığına ve şuurluluğuna değerli bir belge olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun bazı maddelerini açıklığa kavuşturmak için kurulmuş olan özel komisyon tarafından yüksek heyetinize teklif edilen kanun tasarısının kabulü dolayısıyla, Türkiye Devleti'nin zaten bütün dünyaca bilinen, bilinmesi gereken mahiyeti, milletlerarası adıyla adlandırıldı. Bunun tabii bir gereği olmak üzere bugüne kadar doğrudan doğruya Meclis Başkanlığı'nda bulundurduğunuz arkadaşınıza, yaptırdığınız bu görevi, Cumhurbaşkanı unvanıyla yine aynı arkadaşınız, bu aciz arkadaşınıza tevcih ediyorsunuz. Bu münasebetle, şimdiye kadar hakkımda gösterdiğiniz sevgi, samimiyet ve güveni bir defa daha göstermekle, yüksek değerbilirliğinizi ispat etmiş oluyorsunuz. Bundan dolayı yüce heyetinize gönlümün bütün samimiyeti ile teşekkürlerimi arz ederim."
"Efendiler, asırlardan beri Doğuda haksızlığa ve zulme uğramış olan milletimiz, Türk milleti, gerçekte soydan sahip bulunduğu yüksek kabiliyetlerden yoksun zannediliyordu."
"Son yıllarda milletimizin fiili olarak gösterdiği kabiliyet, istidat ve kavrayış kendi hakkında kötü düşünenlerin ne kadar gafil ve ne kadar gerçeği görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel ispat etti. Milletimiz kendisinde var olan vasıfları ve değeri, hükümetin yeni adıyla, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir."
"Arkadaşlar, bu yüksek rejimi yaratan Türk milletinin son dört yıl içinde kazandığı zafer, bundan sonra da birkaç misli olmak üzere kendini gösterecektir. Bendeniz, kazandığım bu güven ve itimada layık olmak için, pek önemli gördüğüm bir noktadaki ihtiyacı arz etmek mecburiyetindeyim. O ihtiyaç, yüce heyetinizin şahsıma karşı gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı'nın yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevlei en iyi şekilde yapabileceğimi ümit ediyorum."
"Daima sayın arkadaşlarımın ellerine çok samimi ve sıkı bir şekilde yapışarak, kendimi onların şahıslarından bir an bile uzak görmeyerek çalışacağım. Daima milletin sevgi ve güvenine dayanarak hep birlikte ileri gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır."

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

12 Eylül 2010 Pazar

Şu Çılgın Türkler Orotoryosu

Link: Şu Çılgın Türkler Orotoryosu



Yukarıdaki video, 10 Kasım 2007 tarihinde Çorum Eti Lisesi öğrencileri tarafından sahnelenmiş bir orotoryo gösterisidir. Ben de bu gösteride Atatürk rolunü canlandırmaktan gurur duyduğumu söyleyebilirim. Yukarıdaki 45 dakikalık orotoryo, 1 ay gibi kısa bir süre içerisinde Eti lisesi öğretmen ve öğrencilerinin gayretiyle ve sabrıyla (sansürlenen kelimelerimize aldırış etmeden) sahnelenmiştir.
Beğeniyle karşılanan 10 Kasım Atatürk'ü anma töreni 10 Kasım 2007 tarihinde 2 seansta, gündüz protokol ve akşam halka açık olmak üzere Çorum Devlet Tiyatro Salonunda izleyiciyle buluşmuştur.

12 Eylül 2010 tarihinde bu videoyu yayınlamamın sebebi; öncelikli olarak vatanın ne zorluklarla kazanıldığını hatırlatmak ve internette bu kadar kısa sürede bu kadar iyi milli mücadeleyi anlatan bir videofilmin bulunmamasıdır.

Okutarak birşey anlatamadık. Umarım, seyredince 10 Kasım 2007'deki tüm salonun ağladığı, canlandıran öğrencilerin ve yöneten öğretmenlerin dahi gözyaşlarını tutamadığı bu videodan birşeyler öğrenip, geçmişi hatırlayıp güzel Türkiyemizin gelecekte karşılaşacağı ve  günümüzde apaçık görünen durumunun sonucu oluşacak her ihtimale karşı vatandaşın ÖNCE VATAN deyip çocuklarımızın emaneti olan bu cennet vatana sahip çıkılması gerektiğini hatırlatmaktır.
Gençliğe hitabe'yi yeterince anlayarak okursak "...Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler..."  kelimelerinin neyi anlatmak istediğini günümüz şartlarına bakarak anlayabiliriz.

TAYFUN EREN BAĞCI - 12 EYLÜL 2010 - ÇORUM

 

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

1 Eylül 2010 Çarşamba

Şahmeran ve Lokman Hekim Efsanesi





Şahmeran ve Lokman Hekim Efsanesi


Vaktiyle binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam yılanlar tarafından padişahları şahmeran'a götürülür. şahmeran adama canını bağışlayacağını ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini
serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta günlerinin büyük bölümünü şahmeran'la sohbet ederek geçirmektedir.


Ne kadar rahat da olsa gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam bir Gün yeryüzüne dönmek için şahmeran'dan izin ister. şahmeran adama güveninin tam olduğunu yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek gitmesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerektiğini de tembih eder.Yeryüzünde normal hayatına dönen adam şahmeran'ı gördüğünü hiç kimseye söylemez.


Bu arada padişahın kızı hasta olmuş tedavisi için bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşmesini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla
evlenip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir bütün büyücüleri toplayarak bu hastalığa çare bulmalarını ister. Büyücülerden birisi şahmeran'ın bulunup öldürülmesi ve vücudundan alınacak bazı parçaların kaynatılıp içirilmesi durumunda kızın iyi olacağını söyler.


şahmeran'ı bulabilmek için de vücudu pullu kişilerin aranması gerektiğini ekler. Vezir ülkedeki herkesi zorunlu olarak hamama götürüp soydurarak şahmeran'ı gören kişiyi bulur. Adam şahmeran'ı öldüreceğini vaat ederek mağaraya gider. şahmeran'a bütün gerçekleri anlattıktan sonra ne yapması gerektiğini sorar. şahmeran: "Ölümümün senin elinden olacağını zaten biliyordum" diyerek kendisini öldürmesini ancak bunun gizli tutulmasını ister. Çünkü öldüğü duyulursa dünyadaki bütün yılanlar insanlardan öç almaya kalkacaklardır.


Daha sonra
Kuyruğumun suyunu kaynat ve vezire içir ki kısa zamanda ölsün. Gövdemin suyunu kaynat ve kıza içir ki iyileşsin. Kafamın suyunu kaynat ve iç ki Lokman Hekim olasın" diye ekler. Adam biraz da buruk bir şekilde bunları dinler. şahmeran yılanlara adamın misafiri olarak gideceğini çok uzun yıllar dönmeyeceğini kendisini merak etmemelerini söyler ve yeryüzüne çıkarlar.


Adam şahmeran'ın dediklerini yapar. Vezir ölür. kız iyileşir kendisi de Lokman Hekim olur.


Lokman Hekim Efsanesi II
Adana ve çevresinde yüzyıllardır yaygın olarak Lokman Hekim efsaneleri anlatılmaktadır. Bunlardan bir tanesi şöyledir:


Lokman Hekim inanışa göre bütün hekimlerin piri üstadıdır. Her çiçeğin her otun özelliklerini tanıyan Lokman ilaç yapar dertlilere deva bulurmuş. Bütün dünyayı dolaşmış. Çukurova'ya gelince ovanın bereket ve güzelliğine hayran olarak Misis'e yerleşmiş. Çevredeki bütün hastaları iyileştirmiş. Artık hastalığın ne olduğunu unutan Çukurovalılar ölümsüz hayatın peşine düşmüşler. Kendileri için ölümsüzlük ilacını yapmasını istemişler.


Lokman Hekim Çukurova'yı adım adım dolaşmış bütün Bitkileri incelemiş. Bir gece dolaşmaktan yorgun düşmüş ve ulu bir çınarın altında uyuya kalmış. Bir ara bir ses duymuş: "Ey Lokman artık araman bitsin ben ölümsüz hayatın devasıyım. Bundan böyle insanlara ve hayvanlara ölüm yok". Lokman Hekim sesin geldiği Bitkiye doğru yürüyüp koparmış.


Bu arada Tanrı Cebrail'e
Yetiş Cebrail Lokman ölümsüzlüğe çare bulursa bu insanların hali ne olur?" demiş. Bunun üzerine Cebrail pir-i fani kılığında Misis Havraniye tarafına bir gelmiş. Misis Köprüsü'nün üstünde Lokman Hekimle karşılaşmış. Cebrail: "Selamün-aleyküm" dedikten sonra. Lokman'ın elindeki kitaba bakmak istemiş. Kitabı alıp coşkuyla akan Ceyhan Nehri'ne atmış. Kitabın ardından Lokman da suya atlamış ama bulamamış. Yaz gelip Sular çekilince ırmak boyunda aramaya devam etmiş. Sonunda kitabın sadece bir yaprağını Arpa tarlasında bulmuş.


Bugünkü tıp biliminin o günkü yapraktan geliştiğine inanılır. Yörede hâlâ efsanenin izlerine rastlanılmaktadır. Kitabın bulunduğu arpa tarlasının toprağı kutsal sayılır. Çocukların karınları ağrıdığında bu toprağı ısıtıp beze sararak çocuğun karnına koyarlar.


Lokman Hekim Efsanesi II
Lokman Hekimle ilgili olarak anlatılan efsanelerden bir tanesi de şöyledir


Lokman Hekim doktor ve eczacıymış. Dükkânında her türlü hastalığın devası olan ilaçlar varmış. Hastalar içeri girdiklerinde hastalıklarına iyi gelecek olan ilaç şişesi sallanırmış. Bir gün içeri birisi girmiş. Ancak hiçbir şişe sallanmamış. Lokman Hekim bunun üzerine: "Senin hastalığının çaresi yok öleceksin" demiş.


Adam ölümden kurtuluşun olmadığını öğrenince çok üzülmüş. Her şeyini satmış. Yanına bir at tüfek ve av köpeği alarak dağlara çıkmış. Vurduğu hayvanları yiyip yörüklerden yoğurt süt alarak yaşıyormuş. Bu arada hastalığı da iyice artmış. Bir Ağacın Altına gelmiş. Atını bağlayıp köskelmiş. O sırada bir yörük kadını bir tas sütü saylığa koymuş. Yılanların sütü sevdikleri bilinir. Tasa yaklaşan bir yılan sütü içmiş sonra da zehirini süte kusmuş. Tas yemyeşil olmuş. Ağrıları iyice azan adam: "Gidip şu zehiri içeyim de ölüp kurtulayım" diyerek zehirli sütü içmiş. Bir süre sonra ishal olmuş ve kusmaya başlamış. Ancak oldukça hafiflediğini hissediyormuş. Ölmek için içtiği zehirden sonra daha iyi olduğunu görmüş. Gün geçtikçe iyileşmiş ve hastalığı tamamen geçmiş.


Lokman Hekim'e gidip
Sen bana öleceğimi söylemiştin. Ama ölmedim" demiş. Bunun üzerine Lokman: "Ben sana ala ineğin sütünü nereden bulayım sütü yılana içirip nasıl tasa kusturayım. Hastalığının çaresi vardı ama bu ilacı temin etmek zor olduğu için öyle dedim" diye cevap vermiş.


O gün bu gündür tas ve yılanın eczacılık ve tıp biliminin simgesi olması halk tarafından Lokman Hekim'e dayandırılır

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

İzafiyet Teorisi


Bir çoğunuz duymuşsunuzdur meşhur izafiyet teorisini.Ama birçoğumuzda tam olarak ne olduğunu bilmeyiz...

Özetle ve en anlaşılabilir bir dille anlatmaya çalışacağım...Öncelikle bilim kitaplarında %99 oranında ispatlanmış bir teori olduğunu unutmayın.





Einstein 1915 yılında newtonun zaman her yerde aynıdır teorisine karşılık özel görelilik kuramını gelliştirmiştir.

Bu teori özetle şunu anlatmaktadır.Işık hızı saniyede yaklaşık 300,000 km dir.vede herkese göre SABıTTıR.(bu noktaya dikkat)

Bunu şöyle açıklayabiliriz; 150 km hızla giden bir arabada olduğunuzu düşünün.Eğer yanınızdan 100 km hızla bir araba geçiyorsa siz onu 100 ile değil 50 km ile gidiyormuş gibi görürsünüz.Eğer o arabada 150 km ile gidiyor ise arabanın hiç gitmediğini durduğunu görürsünüz...ışte tam bu noktada ZAMANIN GÖRELıLığı kuramı ortaya çıkıyor.Buna göre siz arabanın içindeyken arabaya göre dışardaki bir insan ise dışarıya göre zamanı yorumluyor.



 Buraya kadar her şey normal...Peki ilginç olan kısım ne ???

Evet işin ilginç ve teorinin ortaya çıkmasına sebep olan şey ışık hızı.Yine aynı örneği vermek gerekirse ;

Eğer siz 100 km değilde ışık hızına yakın bir hızda giden , söz gelimi 290,000 km hızla giden bir uzay aracındasınız...Ve sizin yanınızdan da bir ışık ışını geçiyor.Normal olarak sizin ışığı (ışık hızı=300,000 km) 300,000 - 290,000 = 10,000 km hızla geçiyrmuş gibi görmeniz gerekir...Y ada 299,999 km hızla gittiğinizi düşünün ışığın yanınızdan geçerken adeta duruyormuş gibi görmeniz gerekir.

Fakat böyle olmuyor ve ışık ne olursa OLSUN sizden yine sabit 300,000 km hızla uzaklaşıyor...YANı IşIğIN PEşıNDEN NE KADAR HIZLI KOşARSAN KOş IşIK YıNE DE SENDEN AYNI HIZLA UZAKLAşIYOR...

ışte bu noktada Albert Einstein böyle bir şeyin olabilmesini ancak bir şekilde açıklanabileceğini söylüyor.EğER HAREKET EDEN ARABADA Kı ( UZAY ARACINDAKı) SAATLER DAHA YAVAş ıLERLERSE IşIğIN BıZı HER şEKıLDE 300,000 km ile geçmesi mümkün !!!

YANı HAREKET EDEN CıSıMLERDE ZAMAN DAHA AZ YAVAşLAR...Daha açık bir tabirle daha az yaşlanırız.

BU kuram yapılan bir çok deneyle ıspatlanmıştır.Zaten bu yüzden %99 oranında ıspatlandığı yazılır.Öyle ki ; Aynı noktada bir kulede ,kulenin altına ve kulenin üstüne iki tane atom saati yerleştirilmiştir.(Kulenin üstünde hız daha fazladır çizgizel hızdan dolayı) Bir müüddet sonra saatlerinin ikisinide aynı anda bakıldığında yukardaki yani daha hızlı hareket eden saatin birazcık geride olduğu saptanmıştır...



Zamandaki yavaşlama sabit hızla düzgün doğrusal hızla hareket eden cisimler için geçerlidir.Ayrıca bu çok ufak bir yavaşlamadır.Öyleki IşIK HIZININ ıKı KATI HIZDA 1 sene boyunca hiç durmadan ilerlerseniz saat sadece saniyenin onbinde biri kadar geri kalıyor( aMA sonuçta geri kalıyor)

Peki ya gün geldiğinde insanlar ışık hızında ya da ışık hızına yakın hızlarda seyahat edebileceklerinde ne olacak?

Not= Einsteine göre bu imkansızdır.e=mc2 formülüne göre hareket eden cisimler enerji kazanır ve kütlesi artar.Işık hızına erişmek içinse sonsuz bir kütle gerekir ki bu imkansızdır...

AMA ; diyelim ki gelişen teknoloji ile kademeli olarak değil de bir anlık ışık hızına erişebilmek ya da ona yakın hızlara erişebilmek mümkün olursa ne olacak ?

Öyle ki ışık hızında zaman yarı yarıya daha yavaş ilerler.Yani size göre geçen 8 saat ışık hızınla giden bir cisim için 4 saattir.

Öleyse ışık hızınla giden bir cisim geleceğe msj yollayabilir mi?öyleki eğer ışık hızına yakın hızla giden birine bir mesaj yolladığınızda size göre geçen zamanın yarısı kadar süreyi yaşayan biri siz ona mesajı attığınızda o zaten o mesajı saatler öncesinde almış olacak ve belkide siz mesajı yollamadan size o mesajın cevabını yazabilecek...

Tabi ki bu bir varsayımdır.Ancak ışık hızına yaklaşabildiğinde bu gerçekleşebilir ki ses hızını bile zor geçiyoruz şu anda.

Özetle bu kuram NEWTONUN ZAMAN HER YERDE AYNIDIR TEORıMıNı ÇÜRÜTMÜşTÜR.Ve de dünyada bilim adına yepyeni bir sayfa açmıştır.


Daha derinlerine inerseniz ne kadar muhteşem bir teori ile karşı karşıya olduğumuzu anlar ve hissedebilirsiniz...

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

28 Ağustos 2010 Cumartesi

GÜNCEL BİLGİLER

2010 KPSS İÇİN GÜNCEL BİLGİLER
2010 KPSS'DE ÇIKMASI MUHTEMEL GÜNCEL BİLGİLER LİSTESİ




..
1. 2010 Oscar’a aday adayı olarak gösterilen filmimiz: Mahsun Kırmızıgül – Güneşi Gördüm
2. Avrupa Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası 10 – 13 Aralık 2009′ta İstanbul’da yapıldı.
3. Avrupa 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Kayseri’de yapılacak.
4. 2011 üniversiteler arası kış olimpiyatları Erzurum – Palandöken dağında yapılacak. Düzenleyen Universiade.
5. 1997 yılında imzalanan ve 2012′de bitecek olan KYOTO iklim sözleşmesi yerine geçecek olan Birleşmiş Milletler iklim Kongresi (Bali) 192 ülke ile Danimarka’nın başkenti Kopenhag’ta 7.12.2009′da toplandı. Zirvede Türkiye’yi cumhurbaşkanı Abdullah Gül temsil etti.
6. Çevreye en çok karbondioksit yayan ülkeler: ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, İngiltere..vb. Türkiye 23. sırada yer alıyor.
7. Şu ana kadar yapılmış olan en pahalı bilimkurgu film James Cameron’un yönetmiş oldugu ‘Avatar’ adlı filmdir.
8. 1 Ocak 2010′dan itibaren Avrupa Birliği’nin ilk başkanı Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy olacak. 2.5 yıllığına seçildi.
9. 2009 Nobel barış ödülü ABD başkanı Barack Obama’ya verildi.
10. 2010 Kış Olimpiyatları, yada resmi adıyla XXI Kış Olimpiyat Oyunları 12 – 28 Şubat 2010 yılında Kanada’nın Vancouver şehrinde yapılacak.Bu Kanada’nın ev sahipliği yapacak üçüncü olimpiyat olacaktır.
11.domuz gribi salgını meksikada başladı
12.Türkiye üzerinden Avrupa’ya Hazar ve Ortadoğu gazının taşınmasını öngören Türkiye-Bulgaristn_Romanya ve Macaristan arasında imzalanan doğalgaz projesi Nabucco Projeis’dir.
13.2010 dünya kupası Güney Afrika’da yapılacak
14.Kyoto projesini imzalamayan AB ülkeleri Malta ve Kıbrıs’tır.
15.Kyoto Protokülünün geçerliliği 2012′ye kadar sürecek
16.2010 EXPO Şangay’da düznelenecek
17.2012 de süresini tamamlayan Kyoto protokülünün yerini Bali konferansı alacak.
18. 2010 Dünya Futbol şampiyonası Güney Afrika’da yapılacak.
19. 2010 Eurovision Şarkı yarışması Norveç’te yapılacak.
20. Uluslararası Sergiler Bürosu (BIE) tarafından organize edilen EXPO dünya fuarı 2015 için İtalya – Milano ve İzmir aday olmuş, Paris’te yapılan oylamada MİLANO ev sahipliği yapma hakkını kazanmıştır.
21. Avrupa Birliği’nin organı AB Konseyi 2010 yılı için İstanbul’u Avrupa Kültür başkenti seçti.
22. Bu sene Mevlana’nın 736. vuslat yıl dönümü yapıldı.
* Dünya ekonomik forumu olarak bilinen 1971′den beri toplanan dünyadaki ekonomik yaklaşımların görüldüğü yer İsviçre’nin Davos kasabası’dır.(daha da davosa gelmem van minut
*UNESCO dünya kültür mirasına en son eklenen Sidney Opera Binasî’dır.
*2008-’09 da yapılan UEFA kupası finali fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadında oynandı.
*Nazım Hikmet Ran tekrar bakanlar kurulu kararıyla yeniden Türk vatandaşı oldu.
23. Ülkemizde sigara yasağına fiilen 19 Temmuz 2009′da başlandı.
24. 2009 yılında yeniden açılması gündeme gelen Türkiye – Ermenistan sınır kapısı Alican’dır.
25. 1 Ocak 2009 itibariyle tedavüle girecek olan yeni Türk liralarının ön yüzlerinde Atatürk resimleri yer alırken arka yüzlerinde şu isimlerin resimleri yer alıyor:
- 5 TL;nn arkasında Ordinaryus Prof. Dr. Aydın Sayılı
- 10 TL nin arkasında Ordinaryus Prof. Dr. Cahit Arf
- 20 TL;nin arkasında Mimar Kemaleddin
- 50 TL;nin arkasında Fatma Aliye
- 100 TL;nin arkasında Itri adıyla bilinen Buhurizade Mustafa Efendi
- 200 TL;nin arkasında Yunus Emre
26. 2010 dünya erkekler basketbol şampiyonası Türkiye’de düzenlenecektir.
27. 2010 Kış Olimpiyatları Kanada’da düzenlenecektir.
25. Türkiye’de 2009 kabine değişikliği sonucu adalet bakanımız Sadullah Ergin olmuştur.
26. Nobel ödülleri İsveç tarafından dağıtılır.
27. ABD dışişleri bakanı Hillary Clinton’dur.
28. 2007 yılı itibariyle Avrupa Birliği’ne üye olan Balkan ülkesi Hırvatistan’dır.
29. 2009 yılı itibarüyle AB baş müzakereciliğine devlet bakanı Egemen Bağış getirilmiştir.
30. Dünya Ekonomik Forumu her yıl İsviçre’de toplanır.
31. Universiade Kış Olimpiyatları 2011′de Erzurum’da düzenlenecek.
32. Türkiye’de yapılan 2009 kabine değişikliği ile meclis üyesi olmamasına rağmen dışişleri bakanı olan Bakanlar Kurulu üyesi Ahmet Davutoğlu’dur.
33. 2011 Doğa Sporları olimpiyatları Antalya’da düzenlenecektir.
34. 2010 yılında 2. Karadeniz oyunları Bulgaristan’da düzenlenecektir.
35. 2012 olimpiyatlarına İngiltere-Londra ev sahipliği yapacaktır.
•Nobel Barış Ödülü Obama’ya verildi
• Avrupa Birliği’nin ilk başkanı Türkiye karşıtı olarak bilinen Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy oldu.
Fatih AKIN ”Soul Kitchen” filmiyle Venedik Film Festivali’nde jüri özel ödülünü kazandı.
• G20 toplantısı 2 Nisan’da İngiltere’nin başkenti Londra’da yapıldı
• Almanya’da Yeşiller Partisinin eş başkanı olan ilk Türk alman parti lideri Cem Özdemir oldu.
• NATO Güvenlik Konferansı toplantısı 2009 yılı Nisan ayında Strasbourg’da yapıldı.
• Türkiye’nin ilk nükleer santralı Mersin Akkuyu’da yapılacak.
•2012 Avrupa Futbol Şampiyonasına Polonya – Ukrayna ortaklığı ev sahipliği yapacak.
•2007 yılında olağan üstü hal ilan edilen ülke (darbe) Pakistan
•2007 yılında Yargıtay’ın yükünü hafifletmek amacıyla İstinaf Mahkemeleri açıldı.
•Türkiye 2010′da yapılacak olan Dünya Münazara Yarışması’na ev sahipliği yapacak.
•Orhan Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazardır.(2006 yılı)
•Ülkemizde adrese dayalı nüfus sayımı 2007 yılında başlamıştır.
•Organik tarım merkezi seçilen ilimiz İzmir’dir.
• Dünyanın ilk demokratik meclis binası TBMM desteğiyle restore ediliyor.
2010′da dünyanın tüm demokratik parlamento başkanlarının katılacağı bir toplantının PATARA Antik kentinde yapılması planlanıyor.
• 1 Mayıs 2009 itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu olmuştur
• Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) 20. Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına katıldı.
• Mecliste 2007 yılında 4 uluslararası antlaşma kabul edildi. Bunlar;
1. Türkiye ile Bosna Hersek arasında imzalanan Turizm Alanında İşbirliği Antlaşması
2. Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan Sağlık Alanında İşbirliğine Dair Antlaşma
3. Türkiye ile Moldova arasında imzalanan Ekonomik İşbirliğine Dair Mutabakat Zaptı
4. Türkiye ile Fildişi Sahili arasında imzalanan Ekonomik ve Teknik İşbirliği Antlaşması

Türkiye üzerinden Avrupa’ya artan miktarlarda Hazar ve Ortadoğu gazı taşınacak, bu miktar 2010′lu yıllardan başlamak üzere özellikle 2020′lerde oldukça büyük miktarlara ulaşılacak olan ve Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan arasında imzalan proje Nabucco Projesi’dir. Nabucco Projesine karşı olan ülke Rusya’dır.
• 2010 dünya bilordo şampiyonu TÜRKİYE oldu. Türkiye’nin bilardo milli takım gururları Adnan Yüksel ve Murat Naci Çoklu oldu. Bilardo Milli Takımı, Almanya’da 3 Bant Milli Takımlar Dünya Şampiyonu oldu
• 2010 yılının ocak ayında 95 yaşında hayatını kaybeden Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın öğretmeni REFET ANGIN’dır
• 2010 OSCAR ÖDÜLLERİ
En İyi Film: The Hurt Locker
En İyi Yönetmen: Kathryn Bigelow (The Hurt Locker)
En İyi Erkek Oyuncu: Jeff Bridges (Crazy Heart)
En İyi Kadın Oyuncu: Sandra Bullock (The Blind Side)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christoph Waltz (Soysuz lar Çetesi)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Mo’Nique (Precious) En İyi Yabancı Film: El Secreto de sus Ojos (Arjantin)
• ABD’nin Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesince 04.Mart.2010 tarihinde “Sözde Ermeni İddaları içeren tasarı” kabul edildi. ABD ile birlikte tüm dünyada 1965′den bugüne kadar soykırımı kabul eden ülke sayısı 19′a yükseldi. Bu ülkeleri hatırlamak gerekirse; Urugu ay, Arjantin, Güney Kıbrıs, Rusya, Kanada, Yunanistan, Lübnan, Belçika, İtalya, Vatikan, Fransa, İsviçre, Slovakya, Hollanda, Polonya, Almanya, Venezuella, Litvanya, Şili’dir. Buna karşılık soykırımı kabul etmeyen ülke sayısı ise 7′dir. Bunlar: Azerbeycan, Birleşik Krallık, Bulgaristan, İsrail, İsveç, Danimarka ve Türkiye’dir.
• 2010 G-8 ve G-20 Zirvesi Toronto(Kanada)’da yapıldı.
• G-8 ÜLKELERİ: Dünyanın en gelişmiş 8 ülkesi tarafından kurulmuştur. G-8 Ülkeleri; ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada ve Rusya’dır. En son katılan Rusya’dır.
• Abd’de başlayıp bütün dünyayı saran ekonomik kriz emlak sektöründe başlamıştır.
• Abd’de başlayıp dünya ekonomik krizinde durgunluğa neden olan durum RESESYON’dur.
• Ekonomide durgunluk ve fiyat artışının birlikte gerçekleşmesi sonucu yüksek işsizlik ve pahalılığın yaşandığı durum STAGFLASYON’dur.
• Lahey Adalet Divanı’nın bulunduğu ülke Hollanda’dır.
• Geçmişte avrupa ülkesi olmasına rağmen AB üyesi olmayı halk oylaması ile sonradan reddeden ülke Norveç(2 kez reddedilmiştir.)
• Ekim ayında yapılan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Toplantılarının ardından karşılıklı vize uygulamasını kaldırdığımız ülke Suriye. Türkiye’ye vie uygulamayan ülke sayısı 59’dur.
• İngiltere’nin yeni başbakanı David Cameron’dur.
• Avrupa’da hava trafiğini olumsuz etkileyen yanardağ İzlanda’dadır.
• Türkiye ve Mısır’ın eş başkanlığında İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) tarafından düzenlenen Uluslararası Darfur Donörler Konferansı, Kahire’de başladı.
• Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler ’’Refik Hariri-Habitat Anı Ödülü’’ne layık görüldü.
• Terörle mücadelede ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamak üzere, İçişleri Bakanlığına bağlı ”Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı” kuruldu. Başkanı İstanbul eski valisi Muammer Güler oldu.
• Çevreye en çok karbondioksit yayan ülkeler: ABD, Çin, Hindistan, Rusya, Brezilya, İngiltere..vb. Türkiye 23. sırada yer alıyor.
• H1N1(Domuz gribi) virüsü ilk defa MEKSİKA da ortaya çıkmıştır.
• 2048 yılında Türkiye’de emeklilik yaşı 65 olacak.
• Yapılan referandumla (halk oylaması) camilere minare yapılmasına yasak getirilen ülke “İSVİÇRE” dir.
• Türkiye’nin de kurucu üyesi olduğu, uluslararası işbirliği,barış,istikrarın ve kalkınmanın sağlanması için kurulan teşkilat “AVRUPA GÜVENLİK ve İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI”dır.
• 2015 Expo Italya Milano kentinde yapılacak.
• DTP Türk siyasi tarihinde kapatılan 27. partidir.
• Bulgaristan, Trakya göçmenleri için Türkiye’den 10 milyar dolar tazminat istemeye hazırlanıyor ve bunun AB üyeliği için bir ön koşul olduğunu ileri sürüyor.
• Mardin’de kentsel dönüşüm projesi kapsamında 2500 ev yıkılacaktır.
• 2014 Avrupa Futbol Şampiyonası Brezilya’da yapılacak.
• 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası Polonya ve Ukrayna da yapılacak.
• 2012 yaz olimpiyatları Londra’da düzenlenecek
• Bm Gıda Ve Tarım Örgütü (Fao) Konferansi Roma’da Yapilmaktadir
• Avrupa ülkeleri arasında kullanılan vizeye shangey vizesi denir.
• TBMM Adalet Komisyonu’nda, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin yapısında düzenleme öngören kanun tasarısı kabul edildi. Tasarıyla, Uyuşmazlık Mahkemesi’nin askeri yargı dışındaki üyeleri hariç artık, Cumhurbaşkanlığı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından değil, Yargıtay ve Danıştay’ın genel kurullarınca doğrudan seçilecek.
• Dünya çapında yabancı sermaye barındırma oranları yüksek olan ülkeler:
ABD 95,3 ile 1. Sırada
İngiltere 78,4 ile 2.sırada
Çİn 60,6 ile 3.sırada
Lüksemburg 4.sırada
Avusturalya 5.sırada
Belçika 6.sırada
Hong Kong 7.sırada
Fransa 8.sırada
Türkiye 8,5′lik oranla düşük bir seviyededir.
• GDO’LU ürünler en çok soya fasülyesindedir. Avrupada en çok gdolu ürün üreten ülke ispanyadır. Ancak ABD şirketleri dünya pazarını elinde bulundurmaktadır. Avrupa standartlarına göre binde dokuzdan fazla gdo içeren ürünler ithal edilmemektedir. Türkiye de binde dokuzdan fazla gdo içeren ürünleri ithal etmemektedir.
• 2011 Kış Olimpiyatları Erzurum-Palandöken’de yapılacak.
• İç borcu en fazla olan ülke; Japonya, Yunanistan…En az olan; Estonya…
• Karadeniz’de petrol arayan ülkeler ve şirketler;ABD’nin Exxon Mobil ve Brezilya’nın Petrobrass.
• Sinop’ta petrol arama platformu kuruldu.
• AB dışişleri güvenlik yüksek temsilciliğine Catherine Ashton getirilmiştir.
• İSEDAK toplantısı İstanbul’da yapıldı
• 2009 dünya bilek güreşi şampiyonası Newyork ta yapıldı ve Özgür KIZGIN ödül aldı.
• Gürcistana bağlı olan Abhazya bölgesi bağımsızlığını ilan etti.
• 1997 yılında Genelkurmay Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan ve askere toplumsal olaylara müdahale yetkisi veren Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü (EMASYA), bugün itibarıyla yürürlükten kaldırıldı.
• 2011 Doğa Sporları Olimpiyatları Antalya – Kemer’de yapılacak.
• 2011 yılında Erzurum, Universiade Oyunları’na ev sahipliği yapacak.
• Türkiye,Azerbaycan & Gürcistan KARS-TİFLİS-BAKÜ demiryolunu yaşama geçirecek olan; ”Demir ipek yolu” Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlama projesi ülke cumhurbaşkanlarının katılımı ile imzalanmıştı. Tamamlanması 2011 olarak planlanıyor.
• 2012 olimpiyatlarına İngiltere-Londra ev sahipliği yapacaktır.
• Kyoto Protokülünün geçerliliği 2012′ye kadar sürecek. 2012 de süresini tamamlayan Kiyoto protokolünün yerini Bali konferansı alacak.
• 2014 Kış Olimpiyatları Rusya’nın Krasnodar Bölgesi’ndeki Sochi kentinde düzenlenecek.
• En çok ithalat yaptığımız ülkeler
1-Rusya
2-Almanya
3-Çin
• Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülkeler
1- Almanya
2-İtalya
3-İngiltere-Fransa
• Dünya Atletizm şampiyonasında uzun atlamada bronz madalya kazanan atletimiz Karin Melis Mey’dır.
• Stockholm Antlaşması: Dünyanın en tehlikeli kimyasal maddeleri sayılan Kalıcı Organik Kirleticilerin (KOK’lar) kısıtlanmasını öngören Stockholm Anlaşması yürürlüğe girdi.Türkiye, 23 Mayıs 2001 tarihinde Stockholm Anlaşması’nı imzaladı ancak Meclis’ten henüz geçirmedi. ABD antlaşmayı imzalamamıştır.
• Organik tarım merkezi seçilen ilimiz İzmir’dir.
• Bakanlar kurulu kararıyla yabancılara toprak satışı yasaklanan iller Kilis Mardin Hatay’dır.
• NATO Genel Sekreteri Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in ittifakın yeni genel sekreteri oldu.
• Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ilk yurt dışı ziyareti KKTC’ye olmuştur.
• TC Somalili korsanlarla mücadele etmek amacıyla Aden savaş gemisini göndermiştir.
• Türkiye’nin UNESCO dünya miras listesine aday gösterilen alanları:
1.Sümela Manastırı
2.Mardin Evleri
3.Efes Antik Kenti
• UNESCO şu ana kadar Türkiye’den 10 kültürel varlığı Dünya Miras Listesi’ne eklemiştir. Bunlar;
1.Göreme Tarihi Milli Parkı ve Kapadokya (1985)
2.Divriği Ulu Camii ve Melike Turhan Darüşşifası (1985)
3.İstanbul’un tarihi yerleri (1985)
4.Hattuşaş (1986)
5.Nemrut Dağı (1987)
6.Hierapolis – Pamukkale (1988)
7.Xanthos – Letoon (1988)
8.Safranbolu, Karabük (1994)
9.Truva (antik şehir) (1998)
10.Mardin, Midyat, Hasankeyf ve Batman
11.Manas Destanı
• Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne seçilen ilk Türk yargıç Prof. Dr. Ayşe Işıl KARAKAŞ’ tır.
• Makedonya’da, çevreyi kirlettiği gerekçesiyle naylon poşet kullanımının yasaklanmasını öngören yasal düzenleme yapıldı.
• ABD dışişleri bakanı Hillary Clinton’dur.
• Nobel ödülleri İsveç tarafından dağıtılır.
• Orhan Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazardır. (2006 yılı)
• Dünya Ekonomik Forumu her yıl İsviçre’de toplanır.
• Türkiye’nin ilk nükleer santralı Mersin Akkuyu’da yapılacak.
• Altın Portakal’da ilk kez kürtçe filmler bu yıl katılıldı. Festivalin sürprizi ise Kürtçe bir filmin ulusal yarışmaya alınması oldu. Almanya’da yaşayan Miraz Bezar’ın yönettiği Min Dit (Ben Gördüm) adlı film, anne ve babasını kaybeden Diyarbakırlı iki çocuğun yaşadıklarını anlatıyor.
• Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ABD’de Columbia ve Harvard Üniversitelerinde öğretim üyeliği de yapan ve Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yeri ve tarihi ile ilgili yeni tezler ortaya koyan, geçen yıl TBMM onur ödülünü alan ünlü tarihçi Halil İnalcık’tır.
• Birleşmiş Milletler’in 11. barış elcisi, ABD li pop sanatcısı Stevie Wonder’dir.
• MARDİN’de, Sabancı Holding tarafından 6 milyon TL’ye restore edilen tarihi bina Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi ve Dilek Sabancı Sanat Galerisi olarak törenle açıldı.
• Dünya ekonomik forumu olarak bilinen 1971′den beri toplanan dünyadaki ekonomik yaklaşımların görüldüğü yer İsviçre’nin Davos kasabası’dır. (Daha da davosa gelmem van minut )
• UNESCO dünya kültür mirasına en son eklenen Sidney Opera Binasî’dır.
• Nazım Hikmet Ran tekrar bakanlar kurulu kararıyla yeniden Türk vatandaşı oldu.
• İran’da düzenlenen 28. Uluslararası Fecr Film Festivali’nde iki Türk filmi ödüle layık görüldü. Festivalde Türkiye’yi temsil eden yönetmen Mahmut Fazıl Coşkun’un “Uzak İhtimal” ve Cemal Şan’ın “Acı” adlı uzun metrajlı filmleri ödül aldı.
• Halk oylamasına sunulan AB Antlaşmasını(Lizbon Antlaşması)%53,4 ile reddeden ve ardından yapılan 2. oylamada % 65 ile kabul eden devlet İrlanda’dır.
• 60.Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ödülünü Semih KAPLANOĞLU, Bal adlı filmiyle kazandı.
• Dinler arası dialog temsilci ülkeleri:Türkiye ve İspanya.
• TBMM 23. Yasama dönemindedir.
• Avrupa Komisyonu başkanı : portekizli barosso
• En son EURO kullanmaya başlayan Avrupa Birliği ülke Slovakya’dır. 16ncı devlettir.
• Güney Kore Elektrik Enerjisi Şirketi (KEPCO) ile Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) arasında, nükleer enerji alanında işbirliği anlaşması imzalandı.
• Biyogüvenlik Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Kanuna göre, GDO ve ürünlerinin bebek mamaları ve bebek formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması, onay alınmaksızın piyasaya sürülmesi, GDO’lu bitki ve hayvanların üretimi yasaklanacak.
Biyogüvenlik Kanunu; bilimsel ve teknolojik gelişmeler çerçevesinde, modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilen genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünlerinden kaynaklanabilecek riskleri engellemeyi, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanmasını amaçlıyor.
Kanuna göre, insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı gözönünde bulundurularak GDO veya ürünlerinin, ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya sürülmesiyle genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı alanda kullanımına, bilimsel esaslara göre yapılacak risk değerlendirmesine göre karar verilecek.
Risk değerlendirme sonuçlarına göre, risk oluşturmayacağı belirlenen başvurular için verilen kararın geçerlilik süresi 10 yıl olacak.
Her bir GDO ve ürününün ilk ithalatı için gen sahibi veya ithalatçı, yurt içinde geliştirilen GDO ve ürünü için ise gerçek ve tüzel kişiler tarafından Tarım ve Köyişleri Bakanlığına başvuru yapılacak.
Biyogüvenlik Kurulu
GDO ve ürünleriyle ilgili Biyogüvenlik Kurulu oluşturulacak. Kurul; Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 4, Çevre ve Orman Bakanlığınca 2, Sağlık Bakanlığınca 1, Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca 1 ve Dış Ticaret Müsteşarlığınca 1 üye olmak üzere, 3 yıllık süre için, ilgili Bakanlar tarafından belirlenen toplam 9 üyeden oluşacak.
• Türk Hava Yolları (THY), bu yıl da Macaristan’ın “havacılık Oscar’ı” olarak adlandırılan ödüle layık görüldü.
• İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’na, Pakistan’ın en büyük ödülü olan ‘Pakistan Hilali’ verilecek.
• Çevre Ve Orman Bakanlığının projesi kapsamında, Türkiye’nin ilk bal ormanı Afyonkarahisar’da kuruluyor.Türkiye’nin bal üretimini artırmak için özel ormanlar kurulacak.
• Avrupa Birliği yirmi yedi bağımsız devletten oluşur. Bunlar üye devletler olarak bilinen Almanya, Avusturya, Birleşik Krallık, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Malta, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya ve Yunanistan’dır.
Birliğe katılmayı bekleyen üç adet aday ülke vardır bunlar: Hırvatistan, Makedonya Cumhuriyeti ve Türkiye’dir. Batı Balkan ülkeleri Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ ve Sırbistan olası resmî adaylar olarak tanımlanmıştır.
• Kardelenler, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından düzenlenen Pekin+15 etkinliği kapsamında kadınlara fırsat eşitliği sağlayan örnek projeler arasına alındı
• Türkiye, AB’ye uyum çerçevesinde 1 Haziran’dan itibaren kırmızı biometrik pasaportlara geçmeye hazırlanırken, yeni pasaportlarla birlikte ödenecek miktar da artacak.
• BM’nin, dördüncü ”En Az Gelişmiş Ülkeler Konferansı”nın 2011 yılının ilk yarısında Türkiye’de yapılması karara bağlandı.
• Türkiye, son 15 yılda 28 büyük ekonomi içerisinde en hızlı büyüyen 8. ülke oldu.
• Müfide İnan ilk kadın Belediye Başkanımızdır.
• Güler Karakülah ilk kadın Milli Eğitim Müdürümüzdür.
• Benal Arıman seçilme hakkını kullanan ilk kadın olup ilk milletvekillerimizden biridir.
• Refet Angın ise Cumhuriyetin ilk kadın öğretmenidir.
• Ülkemizdeki düzenleyici ve denetleyici kurumlar; Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurumu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, EPDK, TAPDK, Kamu İhale Kurumu, Şeker Kurumu ve Telekomünikasyon Kurumudur. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu aynı zamanda 1982 Anayasası’nın yürütme bölümünde düzenlenmiştir.
• Viyana – Birleşmiş Milletler öncülüğünde düzenlenen uluslararası iklim konferansı, Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirildi.
• Şu ana kadar yapılmış olan en pahalı bilimkurgu film James Cameron’un yönetmiş oldugu ‘Avatar’ adlı filmdir.
• 29.Uluslararası İstanbul Film Festivali Altın Lale ödülleri:
• En İyi Film ödülünü Yağmur Taylan ve Durul Taylan’ın yönettiği VAVİEN filmine;
• En İyi Yönetmen ödülünü Min Dît – Ben Gördüm fil miyle MİRAZ BEZAR’a vermiştir.
• En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Min Dît – Ben Gördüm filmindeki rolüyle ŞENAY ORAK’a,
• En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, Beş Şehir filmindeki rolüyle TANSU BİÇER’e verilmiştir.
• 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası, Türkiye , İtalya ve Fransa finalde Türkiye 6 oy aldı. 7 oyla Fransa kazandı.
• Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) Fair Play Komisyonu’nun düzenlediği Türkiye Fair Play Ödülleri’nin bu yılki sahipleri belli oldu. Milli atlet Elvan Abeylegesse, Büyük Ödül’e layık görüldü.
Stockholm Antlaşması: Dünyanın en tehlikeli kimyasal maddeleri sayılan Kalıcı Organik Kirleticilerin (KOK’lar) kısıtlanmasını öngören Stockholm Anlaşması yürürlüğe girdi.
Türkiye, 23 Mayıs 2001 tarihinde Stockholm Anlaşması’nı imzaladı ancak Meclis’ten henüz geçirmedi.
ABD antlaşmayı imzalamamıştır.
OTTOWA SÖZLEŞMESİ
Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme…
Kısaca “Ottawa Sözleşmesi” olarak da bilinen “Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme”, 4 Aralık 1997 tarihinde Ottawa’da (Kanada) imzaya açıldı, 1 Mart 1999′da yürürlüğe girdi.
Türkiye Sözleşme’ye 2003 yılında taraf oldu. Sözleşme Türkiye açısından 1 Mart 2004′de yürürlüğe girdi.
MONTREAL PROTOKOLÜ
Ozon tabakasının incelme sorununa kalıcı bir çözüm bulabilmek amacıyla 1980′lerin ortasından beri uluslararası bir işbirliği sürdürülmektedir. Bir kaç yıl süren uluslararası görüşmeler sonucunda 1987′de “Ozon Tabakasını İncelten Maddeler Üzerine Montreal Protokolü” 25 ülke tarafından imzalanmıştır. Montreal Protokolü evrensel bir çevre koruma projesi için ilk defa bu kadar çok ülkenin görüş ve eylem birliğine varması açısından son derece önemli bir olaydır. Bu anlaşmada CFC (kloroflorokarbon) tüketiminin 1999′a kadar 1986′ya kıyasla yarıya indirilmesi ve halon tüketiminin arttırılmaması üzerinde anlaşmaya varılmıştır
Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO) 10. Zirvesi İran’ın başkenti Tahran’da yapıldı. Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün temsil ettiği zirveye ECO üyesi ülkelerin yanı sıra Irak, Suriye ve Katar da konuk olarak katıldı.


Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

8 Ağustos 2010 Pazar

Mutluluğun Sırrı - Mutlu Olmak Mümkün





KENDİNİ MUTLU ETME SORUMLULUĞU Güdülenme ve motivasyon bir mucizedir. Çünkü başarmanıza yardım eder, amaçlarınızı gerçekleştirmenizi sağlar ve sorunları aşmanızda anahtardır. Her şeyden önce şunu söylemeliyiz ki, hayat başlı başına bir amaçtır. Hiçbir şekilde bir amaca götüren bir araç olamaz. Ve söz konusu olan insan yaşamıysa insanı da aynı düzlemde ele almamız gerekir. Evet, insanın kendisi de başlı başına bir amaçtır. Elbette ki toplum hayatı da müşterektir. Ama bunun anlamı başkaları için kendi hayatımızdan ve ideallerimizden vazgeçmemiz gerektiği demek değildir. Yani insan ne olursa olsun kendi hayatını yaşamalıdır. İlk bakışta bencilce bir anlayışmış gibi görünen bu düşünce, bizzat yaşantının temelini oluşturmaktadır oysa. Her insan kendisini düşünüyor olsaydı, birinin bir başkasını düşünmesine gerek kalmazdı. Elbette insanların zor zamanlarında yardıma ihtiyacı vardır ve beklentileri olur. Bu hiçbir zaman şu söylediklerimize ters düşmez. Zira yaşam bir bütündür. Kendimizi düşünürken bir bütün olarak düşünmeliyiz. Bizim de zor zamanlarımızın olabileceğini düşünerek yardımlaşma içinde bulunmalıyız; fakat bunun dengesini iyi kurmak gerekir. Cehennemin duvarları iyi niyet taşlarından örülmüştür. Bu düşünceden yola çıkarak -elbette ideal bir insan ya da ideal davranışın tarifini yapamayız- neyin iyi, neyin kötü olduğunun ayrımına varabiliriz. Evet, insanın kendisini mutlu kılması bir sorumluluktur. Zira mutlu olmayı başarmak demek insan olmayı başarmak demektir.


Mutluluğun Sırları...
·         Yürüyüşe çıkın, temiz hava iyi gelebilir.
·         Avaz avaz şarkı şöyleyin :)  (mümkünse acıklı şarkılar söylemeyin, hareketli eğlenceli şarkılar söyleyin)
·         Evde kedini veya köpeğiniz varsa, onu kucağınıza alıp okşayın, sevin dertleşin.
·         Birisini mutlu edecek bir şeyler düşünün ve hemen yapın.
·         Yaşamınızın mutlu anılarını anı defterinize yazın.
·         Çok sevdiğiniz biriyşe güzel bir yerde buluşun.
·         Yaşamınızda sizi mutsuz eden korku ve öfkelerden kurtulmaya karar verin.
·         Birine armağan verin, sevdiklerinizi sürprizlerle mutlu edin.
  Sizde bu listeye mutlu olduğunuz anıları ekleyin göreceksiniz ki hayatta ne kadar küçük olaylardan mutlu olabiliyormuşuz..


Mutlulukla ilgili küçük bir hikaye..

Ailesi ve kendisini seven hiç kimsesi olmayan bir yetim kızla ilgili çok güzel bir masal vardır. Kendini çok ama çok üzgün ve yalnız hissettiği bir gün, çayırda yürürken, bir çalıya küçük bir kelebeğin takıldığını görür. Kendini kurtarmak için çabaladıkça, dikenler onun narin bedenini daha çok hırpalar. Küçük yetim kız dikkatle kelebeği kurtarır. Uçup gitmek yerine, kelebek güzel bir periye dönüşür. Kız gözlerine inanamaz.
Peri, kıza, "Senin eşsiz iyi kalpli davranışın için, sana bir dilek dileme hakkı veriyorum."der.
Kız bir an düşünür, sonra "Mutlu olmak istiyorum." der.
Peri "Peki" der, ona doğru eğilir ve kulağına fısıldar. Sonra da ortadan kaybolur.
Kız büyüdüğü sürece, ondan daha mutlu kimse yoktur. Herkes ona mutluluğunun sırrını sorar. O ise gülümser ve "Sırrım, küçük bir kızken iyi kalpli bir periyi dinlemiş olmamdır."der.
Yaşlanıp, ölüm döşeğine düştüğünde, komşuları etrafına toplanırlar. Sırrının da onunla birlikte yitip gitmesinden korkmaktadırlar. "Lütfen bize söyle" diye yalvarırlar. "İyi peri sana ne dedi?"
Sevimli yaşlı kadın gülümser ve "Bana şöyle söyledi" der:"ne kadar güvende, ne kadar yaşlı ya da genç, zengin ya da fakir olursa olsun herkesin sana ihtiyacı var"

Stumble
Delicious
Technorati
Twitter
Facebook
Yahoo
Reddit
Feed

ptp4ever